Monday, September 04, 2006

ZİYAFET

İşte Başak ve Ayşe'nin elinden çıkan leziz mi leziz "poğaça"lar... Bi şey yer misin diye sorduklarında bir an durakladım aslında. Ne ikram edeceklerdi bana ?? "Tam istediğimiz gibi olmadı ama idare ediceksin artık..." dediklerinde ben de "tamam hapı yuttuk" dedim içimden ne yalan söyleyeyim :)

Nerden bilebilirdim poğaçaların küçük birer lezzet şahaseri olacaklarını...

Öyle kolay kolay beğenmem aslında ben, hele ağız tadıma çok düşkünümdür. Mesela antepten sorna kebap olayına bir süre ara verdim çünkü ne Ankara'da ne İstanbul'da yediğim kebapların hiçbiri o tatların yerini dolduramadı. Neyse konuyu dağıtmayalım. Bi oturuşta götürdüm hemen 3 tanesini.

Yola çıkıcaktım Kayseriye doğru; arabamda yolculuk için gerekli olan her türlü araç gereç mevcuttu: Mp3'lerim, bi kaç tane elma, bi o kadar şeftali, 2 küçük su, güneş gözlüğüm... ama poğaçalar da katılınca yolculuk tam bir keyif oldu benim için :)

Öyle zevkli yedim ki sanırım dayanamadılar bir 3 tane de yolda yersin diye yanıma verdiler. Ama ben bu şölenin erken bitmesine razı olamazdım. Bir tanesi yolun başında dayanamayıp lüp diye mideme indirsem de diğerlerinin infazını geciktirdim azcık. Vanilla Sky 'daki pleasure delayer consepti gibi yani, ya da Ahmet Haşim'in "Merdiven" şiirinde bahsettiği gibi ağır ağır çıkmalıydı bu merdivenleri. 3 tane poğaçadan biri anında mideye inmişti bile. Ama kalan iki taneye daha çok zaman ayırmalıydım. Öyle de yaptım zaten. Akşam 9 gibi Kayseri Hilton'daki odama yerleştim. Önce poğaçaların içinde olduğu kabı açıp baş köşeye yerleştidrim, sonra onlar gözümüzün içine bakarken yavaş yavaş bavulumu açıp eşyalarımı yerleştirmeye başladım. Eşyalar raftaki, takım elbiselerim de askıdaki yerlerini bulunca poğaça kutusunu elime alıp televizyonun karşısındaki koltuğa yerleştim, televizonu açtım; ama hala zamanı vardı onların. Bu şölene uygun bi müzik bulmalıydı :) tatil keyfimizin vaçgeçilmez kanalı powerturku açtım ve kalan iki poğoçdan bir tanesini yavaş yavaşş mideme gönderdim :)

Sonuncusu var gücüyle çağırsa da beni onu sabaha bıraktım. Kahvaltıda ayrı bir keyifli olmalıydı mutlaka. Tahmin ettiğim gibi olmuştu en tatlı gelen sonuncusu oldu gerçekten :) Düşünün 3 küçük poğaça nelere kadir? Küçük bi deneme bile yazdırdılar adama...

Teşekkürler Başak ve Ayşe

bu harika ziyafet için...

2 comments:

daphnevega said...

:) ayy ama ben simdi cok uzuldum daha fazla vermedik yanina diye! Sen merak etme Basak hep yapar onlardan, daha cok yersin!:)

Anonymous said...

ben sana daha güzellerini yaparım abicimm nasıl olsa önümüzde daha ccookk uzun zaman var birlikte:)) çook öpüyorumm seniii hemen gell sensiz ankaranın tadı yok:)